Sözlükte "kazanç" ne demek?

1. Satılan bir mal, yapılan bir iş ya da harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, temettü.
2. Yarar, çıkar, getiri, karkazanç

Cümle içinde kullanımı

Yarı keyif, yarı kazanç için balıkçılık sanatında karar kılmıştı.
- Sait Faik Abasıyanık

Kazanç kelimesinin ingilizcesi

n. gain, winnings, profit, takings, avails, income, earnings, revenues, gainings, benefit, acquirement, acquisition, capital, convenience, credit, grist, increment, make, melon, proceeds, receipt, spoil, yield

Kazanç ne demek? (Ticari terimler kategorisi)

(Earnings, income, gains) insan emek ve çabasının sonucu olan gelirler, örneğin emek kazançları, yönetim kazançları gibi. Ücret kazancı deyimi, ücret haddinden farklıdır. Ücret haddi, yalnız saat başına veya haftalık ya da aylık çıplak ücreti ifade eder. Oysa ücret kazancı, bununla birlikte, fazla mesaiyi ve öteki yan gelirleri de içerir. Kazançlar, vergiden önce veya vergiden sonra (brüt ve net), reel veya nominal biçimde ifade edilebilirler. gelir vergisi Kanunumuza göre, gelir vergisinin konusu çeşitli "kazanç ve iratlar"dır (GVK. m. 2) Yasadaki tanıma göre kazanç, bedensel veya zihinsel bir çalışma ya da emeğin sermaye ile birleştirilmesinden sağlanan değeri ifade eder. "irat" ise böyle bir çalışmayı gerektirmeyen taşınır ve taşınmaz mallar dolayısıyla elde edilen gelirlerdir. Örneğin, kar ve ücret gelirleri kazanç, bir evden sağlanan kira, bankalardaki paranın faizi "irat"tır. Gelir Vergisi Kanununda kazançlar zirai kazanç, ücretler, serbest meslek kazançları ve gayri menkul sermaye iradı diye ayrılmaktadır.